Biri Artık Ona Durmasını Söylemeli! – Bir adli bilişim vakası

Geçtiğimiz yıl wired’ın yayınladığı, ve kişisel bilgi güvenliği davalarının en önemli sonularından birine ulaşılan bir dava çok ilgimi çekmişti ve Gazi Üniversitesi Adli Bilişim yüksek lisans bitirme projemi bu vakanın üzerine kurgulamak istemiştim. Bu vaka bilgi güvenliği ihmallerinin, günümüz sosyal medya ve dijital imkanlarını göz önünde tuttuğumuzda, bir ailenin ve bir kadının hayatını nasıl kabusa çevirebileceğini, bu konuda öncelikli yasal muattapların eğitimsizliğinin yaşattığı sorunları göz önüne koymaktaydı.

2015 Mart ayında Courtney ve kocası Facebook’ta, Steven’ın ismi kullanılarak açılmış ve profil fotoğrafında Courtney’in çıplak fotoğrafının olduğu bir sahte profille karşılaşmış ve eş zamanlı olarak her ikisi de Courtney’e hakaretler içeren e-postalar almaya başladı.

Ayrıca Courtney’in eski iş arkadaşlarına, bazıları Steven’dan geliyormuş gibi gözüken birçok farklı adresten kendisinin çıplak bulunduğu video ve fotoğrafları gönderildi. Steven’ın anneannesi, Allen ailesinden uzak durmazsa kendisi içindeyken evinin yakılacağını söyleyen tehdit telefonları aldı. Ayrıca Courtney’in çalıştığı ofise de kendisine hakaretler eden birçok telefon gelmekteydi. Bu olayların üzerine Kent şehrindeki polis merkezine giderek konuyu şikâyet ettiler. Courtney, bu videoların ve diğer tacizlerin sebebini, ayrı kaldıkları dönemde internet üzerinden yakınlaştığı Arizona’da yaşayan Todd Zonis olduğunu düşündüğünü polise aktardı.

Üç gün sonra kapılarına gelen polisler, bu suç ile alakasız olarak, suç önleyici hizmetler web sitelerinde ismini vermeyen bir ihbarcının, Steve’in karısına aylardır zarar verdiğini bildirdiğini söylemekteydi.   Ayrıca Steven’in geniş bir silah koleksiyonuna sahip olduğu iddiası da ihbarda yer almaktaydı. Polisler, Courtney ile görüşüp şiddet görmediğine ikna olduktan sonra evden ayrıldılar.

Üç gün sonra yeniden kapılarında polis vardı ve bu sefer isimsiz bir ihbar, Steven’ın 4 yaşlarındaki oğullarını bir parkta feci şekilde dövdüğünü ve bu esnada karısı hakkında küfürler savurduğunu polise bildirmekteydi. Bu ziyarette de polisler, çocuğun vücudunda herhangi bir şiddet izi olmaması ve çocuğun mutlu tavırları sonrası ikna olarak evden ayrıldılar.

Courtney, az kullandığı bir e-posta adresine gelen e-postayı, bu adresi nasıl bulduğunu sorarak yanıtladı. Gelen cevap korkularını artırdı: “Bundan çok daha fazlasını yapabilirim. Misal, park yerindeki Jetta’n”. Karşısındaki kişi arabasının yerini biliyordu, daha da vahimi, gelen e-postada arabanın şasi numarası da yer alıyordu.

Steven, Courtney ile Zonis’in bir çevrimiçi strateji oyununda başlayan ve e-posta mesajlarıyla süren sanal aşkını daha önceden farketdi ve Courtney artık iletişim kurmayacağı sözünü vererek, iletişimi farklı sosyal medya platformlarına ve gizli kullanıcı isimlerinin arkasına sakladı. Steven, bu durumu da farkedince, çözümü çevrimiçi olarak evlilik danışmanlığı yapan bir web sitesinin mesaj panosunda konuyu anlatıp, önerileri almakta bulabileceğini düşünmüştü. Önerilerden birisinde Steven’a, konuyu çiftin ailelerine de açıp, onların desteğini istemesi söylendi. Steven, bu öneriyi uygulayarak, konuyu kendisinin ve Courtney’in ailelerine anlattı. Ayrıca, bir adım ileri giderek, Zonis’in eşinin iletişim bilgilerini de bularak, ona da durumu anlattı.

Zonis, konunun kendi ailesine uzanmasının ardından yaşadığı maddi ve manevi kayıpların karşılanması için Steven’ı mahkemeye verdi. Gerekçesi, ilişkisinin yıkılması ve hayatının mahvedilmesiydi. Zonis, mahkemeye ve eşine durumu kendi açısından anlatdı ve yasal olarak kendisine gelen bu saldırıyı kullanarak, Steven’ı cezalandırmak istiyordu.

Steven, evliliğini kurtarmak için faydalandığı sitede Courtney ve Zonis’in arasında geçen yazışmaları ve Courtney’i geri kazanmak için ona gönderdiği e-postayı da paylaştı. Bu paylaşımları farkeden Zonis, bu içerikleri de Steven’in Courtney’e zarar verdiğine kanıt olarak kullandı.

Steven’ın eski bir iş arkadaşına, Steven’ın Courtney’e zarar verdiğine dair bir mail gelmesinin ardından, konuyu Courtney’e açan Steven, mailin Zonis’den geldiğine Courtney’i inandıramadı. Bu maile çok sinirlenen Steven, Zonis’e hayatındaki insanlara bu yaptıklarını anlatacağına dair bir mail attı. Zonis, gelen bu maili Courtney’e iletti. Ancak bu mailde, Steven’ın kendi çocuklarından “onun çocuğu” olarak bahsetmesi sonrası şüphelenen Courtney, maili Steven’a gösterdi. Steven’da gönderdiği maili Courtney’e gösterince, Zonis’in bazı sözleri manipüle ettiğini fark etti. Bu noktadan sonra Courtney, Zonis’in yapmaya çalıştıklarını fark ederek Steven’a güvenini yeniden kazanmaya başladı.

Courtney, Zonis’i hayatından uzaklaştırmaya karar vermiş ve kendisine gelen mesajlara artık daha kısa ve daha geç geri dönüşler yapmaktadır. Daha sonrasında, ilişkiyi tamamen kesmek istese de, Zonis ısrarla Courtney’i ve annesini telefonla aramaya devam etmektedir. Ayrıca, Zonis’in daha sonra inkâr etse de, kendi mailinden Courtney’e, mahallelerine uğradığını ve çok beğendiğini, daha sonra yeniden ziyaret edeceğini yazması ve hatta Courtney’e ulaşamazsa kendine zarar vereceğini belirttiği sesli mesajlarla tacizlerine devam etti.

Bu sıralarda, Courtney’i hedef alan ifadelerle açılmış mail adreslerinden de taciz e-postaları devamlı olarak gelmeye devam ediyordu.

Steven’ın mail adresinden, iş arkadaşlarına, ailesine ve akrabalarına Courtney’i aşağılayan konu ve içeriklerle dolu e-postalar gidiyordu.

Bu tacizler sonrasında önce Courtney, ardından da Steven, Zoney’e karşı uzaklaştırma kararı koymak için mahkemeye başvursa da Kent polisi bu saldırıları, Zoney’in Arizona’da olmasını da göz önünde bulundurarak önemsemeyerek, uzaklaştırma önlemi almadı.

Bunun üzerine Courtney ve Steven, konuyu FBI’a taşımış ve 3 ay sonra konunun araştırılmaya başlandığını belirten bir cevap postası aldılar. FBI soruşturmasının ardından Kent polisi, kendi soruşturmasını kapattı.

Bu soruşturmanın başladığı günlerde, Allen ailesinin kapısına marihuana dolu bir kutu bırakılır. Aile, konuyu polise taşıdığı sırada, mahalledeki komşularına, Allen’ların uyuşturucu satışı yaptığı ve hatta çocuklara bile uyuşturucu madde sattıklarını anlatan uyarıcı mailler gönderildi.

Bu süreçte, Allen ailesi yaşadıkları çevreden taşınmayı da seçenekleri arasına almış, bu sıralarda Steven, Washington Üniversitesi’nde yeni bir işe başladı. Üniversitedeki yetkililerine yaşadıkları sorunları anlatan Steven, üniversite ile ortak çalışan bir yasal danışmanlık şirketinin başlattığı bir sosyal sorumluluk projesi olan “Sivillerin Siber Haklarına Yasal Koruma” ve avukat Natalie Dolci ile tanışır. Proje siber cinsel taciz, siber sömürü ve intikam pornosu konularında, mağdurlara yasal destek vermektedir.

Şirketin önemli bir adli bilişimci kadrosu vardır ve Courtney ile Steven, bu kadronun kendilerine yardım edeceğini umarak, yasal destek almak için şirketten destek ister.

Şirket yetkilileri öncelikle hikâyeye şüphe ile yaklaşmış ve Steven’ın, birçok mailin kendi hesabından ulaşmasından da yola çıkarak, eşini kendisine bağlamak için bunları üretmiş olabileceğinden şüphelendiler. Çifti ayrı ayrı sorgulayan avukatlar, sonunda Steven’ın bu şekilde bir komplo kurmasını “Kendi suratının maskesini takarak banka soymak” kadar absürt olduğunu varsayarak, mümkün bulmamış ve davayı kabul ettiler. Fakat bu durumda başka bir sorun daha ortaya çıktı. Kendileri bile bu kadar zor ikna olmuşken, jüriyi yaşananlara nasıl ikna edebilirler? Ayrıca, Courtney’in kendi iradesiyle gönderdiği cinsellik içeren görsel ve mesajlar, jüride nasıl bir etki bırakabilir?

Avukatlardan Breanna Van Engelen, dava üzerinde çalıştığı süre içerisinde de Courtney adına açılan ve içinde cinsel içerikli görüntülerinin olduğu birçok sosyal medya hesabı ile karşılaştı. Hatta bir Google+ hesabında, Courtney’in görüntülerinin, adresinin ve hatta anne kızlık soyadının da içeriğinde bulunduğu bir videonun 8binden fazla izlendiğini farketti. Açılan hesaplar arasında, Allen ailesinin çocukları adına açılan sahte hesaplar dahi bulunmaktaydı. Bulunan sahte hesaplardan birinde, Zonis’in daha önceden Courtney’e gönderdiği, Zonis’in yavru kaplumbağasının bir fotoğrafının da bulunması üzerine, Courtney, bu hesapların Zonis tarafından açıldığına emin olmuştu. Bu iddialar mahkemeye taşındığında ise Zonis, herhangi bir Facebook hesabı olmadığını ve bu platformu kullanmadığını iddia edecektir.

Allen ailesi, Facebook, Google+, Youtube ve sahte hesapların bulunduğu diğer platformlara da konu ile ilgili şikâyetlerini sunmuş ve bir kısmından olumlu yanıtlar alarak bu içerikleri kaldırttı. Fakat ailenin en çok zorlandığı hesap, 4 yaşındaki çocuklarının Facebook hesabını kaldırmak oldu. Facebook, kullanım politikalarında, sahte hesapların kendi sahipleri tarafından şikâyet edilmesini şart koşmaktadır. Kural konulurken muhtemelen 4 yaşındaki bir bireyin bu şekilde bir başvuru yapmaya ihtiyaç duyulacağı hesaba katılmamıştır.

Bu süreçte, bazı sitelerin sahte içerikler için bir şikâyet mekanizması dahi oluşturmamış olması, ailenin başını oldukça ağrıttı.

Mahkeme sürecinde, gönderilen maillerden bazılarının ip adresleri, Zonis’in ev adresini işaret etmektedir. Ayrıca birçok bağlantı, Çek Cumhuriyeti’nde bulunan bir VPN sunucusu üzerinden gerçekleşmiştir. Kanıtların birçoğunda, anonimleşmek ve gizlenmek için kullanılan birçok yönteme denk gelinmiş, hatta bazı iletişimleri sağlamak için Tor tarayıcısı da kullanılmaktadır. Bazı kanıtlarda, özenle yapılmış yazım ve dil hataları da dikkat çekmektedir.

2015 yazında, Allen ailesi kendi adlarına çıkartılmış bir kredi kartı bulunduğunu farketmiş ve bu kart ile ücret karşılığı kişilerin geçmişlerini araştıran bazı servislerden hizmet alındığını öğrenir.

Bu süreçte, Courtney’in korkuları ruhsal sorunlara neden olmuş, çocuklarını ve kendisini sürekli saklamaya ve savunmaya ihtiyaç duymasına neden olmuştur.

Courtney, bu süreçte çevresinde bulunan arkadaşlarını kendi çocuğu ve onların çocukları hakkında internette paylaşım yapmama konusunda uyarsa da, onlardan daha çok “çocuğunla gurur duymuyor musun, neden paylaşmıyorsun” gibi yanıtlar aldığını aktardı.

Haziran 2015’de, Allen ailesi, Zonis’e karşı hakaret, taksir, duygusal sıkıntıya kasten bulaşma, elektronikle kimliğe bürünme, gizlilik istilası gibi nedenlerle dava açdır. İki ay sonra da Zonis, Steven hakkında benzer iddialarla dava açarak karşılık verdi.

İlerleyen aylarda, Washington Üniversitesi’nin maskotunun adıyla alınmış bir mail adresinden okulun IT departmanından rektörüne kadar tüm mail adreslerine Allen ailesi hakkında mesajlar ve Courtney’in fotoğraflarını içeren mailler gitmeye başladı. Ayrıca Steven’in mail adresinden Kent’te bulunan bazı ilköğretim okullarına, gelip silahlı katliam yapacağım türünden tehdit mesajları gönderildiği de ortaya çıktı.

Sonbahar aylarında, Allen ailesinin kapısını çalan iki FBI ajanı, Zonis tarafından kendilerine, Allen ailesinin kendisine karşı kredi kartı sahteciliği yaptığına dair kanıtlar sunduğunu ve dava açtığını, ayrıca kanıtlarla Steven’ın eşine hakaretler ettiğini, cinsel organının fotoğrafını yolladığını ve ilişkisini kurtarmak için danışmanlık aldığı web sitesinde büyükannesinin telefon numarasını paylaşarak rahatsız edilmesini istediği konusunda da şikâyetleri olduğunu belirtti.

2017 Ocak ayında mahkeme sürecine gelindiğinde, Allen ailesinin avukatları, Zonis’den suçlamalarından vazgeçmesi ve Allen’lardan uzak durması koşuluyla bir anlaşma sunmasına rağmen, Zonis bu teklifi reddedip, aileden yüklü bir tazminat istedi.

Dava sürecinde, Courtney ve Steven yoğun bir şekilde sorgulanmış, binlerce sayfaya ulaşan e-postalar, ses kayıtları ve süreç hakkında uzun tartışmalar yaşanmış, adli bilişim uzmanlarının görüşleri dinlenmiştir.

Allen ailesinin avukatı Van Engelen, jürinin kararı öncesindeki son konuşmasında Zonis’in Courtney’in telefonuna bıraktığı “Hiçbir zaman durmayacağımı bilmek nasıl bir duygu” sorusunu dinletip, jüriye dönerek, “Biri artık ona durmasını söylemeli” der. Ayrıca Courtney’in intihar düşüncesine varan bunalımından bahsetmiş ve adli bilişimin güncel yöntemleriyle takip edilemeyen bağlantılara rağmen, Zonis’in kendini ele verdiği ufak ipuçlarına vurgu yapar.

Ertesi gün, jüri, “Zonis, Allen ailesini elektronik kanallarda taklit etmiş midir?” sorusuna “Evet” cevabı verdi. Allen ailesinin, dava sürecinde bir tazminat talebi olmamsına rağmen, jüri kendisine yöneltilen “Allen ailesinin elektronik kanallarda taklit edilmesinin aileye yarattığı zararın boyutu nedir?” sorusuna “2 milyon dolar” cevabını verdi.

Jüri ayrıca Zonis’i kasıtlı olarak mahremiyete girme, duygusal sıkıntıya kasten neden olmak, ve hakaret suçlamalarında da suçlu buldu. Dava sonucunda, jüri Zonis’i kişisel siber suçlar tarihinin en büyük tazminatına mahkûm etti; 8,9 milyon dolar.

 

* Bora Çıkıkçıoğlu’nun Gazi Üniversitesi Adli Bilişim Ana Bilim Dalı yüksek lisans bitirme projesinden alınmıştır.

You may also like...

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *